top of page

ASPERGER SENDROMU

Asperger Sendromu kavramı, ilk kez Lorna Wing'in 1981 yılında yayımladığı rapor ile alanyazına dahil olmuştur. Bu isim, 1940’lı yıllarda farklı gelişimsel özellikler gösteren çocuklarla öncü çalışmalar yürüten ve bu çocukların ortak özelliklerini tanımlayan Hans Asperger’in onuruna önerilmiştir.

Güncel Tanılama Sistemlerindeki Yeri

Günümüzde Asperger Sendromu'nun klinik terminolojideki yeri bir değişim sürecindedir:

  • DSM-5: Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan DSM-5 ile birlikte Asperger Sendromu, artık Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) şemsiye tanısı altında değerlendirilmektedir.

  • ICD-11: Ülkemizde Sağlık Bakanlığı bünyesinde kullanılan Dünya Sağlık Örgütü’nün ICD-11 sisteminde ise "Asperger Sendromu" başlığı halen geçerliliğini korumaktadır.

    Belirgin Özellikler ve Klinik Görünüm

    Asperger Sendromu tanılı bireyler, birçok alanda otizm spektrumuna özgü belirtiler gösterse de, özellikle bilişsel ve dil gelişimi açısından ayrışırlar. Hans Asperger ve Szatmari (1989) gibi araştırmacıların vurguladığı temel yetersizlik alanları şunlardır:


    1. Sosyal Etkileşim ve İletişim Zorlukları

    Bu bireylerde en belirgin görülen sosyal sınırlılıklar şunlardır:

    Sosyal izolasyon ve sosyalleşmeye karşı ilgisiz görünme.

    Sosyal ipuçlarını (imalar, şakalar, ironiler) algılamada zorluklar.

    Göz teması kurmada sınırlılık veya alışılagelmişin dışında bakış şekilleri.

    Jest ve mimiklerin kısıtlı kullanımı; "donuk" bir yüz ifadesi.

    Sosyal-duygusal karşılıklılık sağlayamama ve ortak dikkat kurmada yetersizlik.


    2. Sınırlı ve Tekrarlayıcı Davranış Kalıpları

    Rutinlere Bağlılık: Günlük rutinlere ve ritüellere aşırı bağlılık, değişimlere karşı yoğun direnç.

    Stereotipik Hareketler: Vücut veya nesnelerle yapılan tekrarlayıcı hareketler.

    Duyusal Hassasiyetler: Nesnelerin kokusu, tadı veya dokusuyla alışılmamış şekilde ilgilenme.

    Yoğun İlgi Alanları: Belirli ve dar bir konuya (örneğin trenler, haritalar veya tarihsel detaylar) karşı aşırı, obsesif düzeyde ilgi duyma.

    Dil Gelişimi: Yapısal Olarak Tam, Bağlamsal Olarak Sınırlı

    Asperger Sendromu'nu "klasik otizmden" ayıran en önemli farklardan biri dil gelişimidir. Bu bireylerde ifade edici dil, alıcı dil ve bilişsel gelişimde anlamlı bir gecikme veya bozulma görülmez. Ancak dilin "sosyal kullanımı" (pragmatik) noktasında şu farklılıklar gözlemlenir:

    Didaktik ve Resmi Konuşma: Yaşına uygun olmayan derecede resmi, akademik veya

    "kitabi" bir konuşma tarzı.

    Prosodi Sorunları: Sıra dışı bir ses tonu, vurgulama eksikliği veya tekdüze (monoton) konuşma.

    Soyut Anlam Zorluğu: Mecazları, deyimleri ve soyut ifadeleri anlamada veya kullanmada yaşanan güçlükler.

    Ekolali ve Ezbercilik: Anlamı tam kavranmamış bilgileri ezbere dayalı olarak tekrarlama eğilimi.

    Erken Tanı ve Farkındalığın Önemi

    Tanı sistemlerindeki isim değişiklikleri ne olursa olsun, Asperger Sendromu olan bireylerin dünyayı algılama biçimlerini anlamak, onlara sunulacak desteğin temelini oluşturur. Sosyal etkileşimdeki zorlukları ve duyusal hassasiyetleri, doğru psiko-eğitimsel yaklaşımlar ve kapsayıcı bir sosyal çevre ile yönetilebilir hale gelebilir. Erken dönemde sağlanan farkındalık, bu bireylerin güçlü oldukları alanları (detaylara odaklanma, dürüstlük ve derin ilgi alanları gibi) performansa dönüştürmelerine ve toplumsal yaşama çok daha uyumlu bir şekilde katılım sağlamalarına olanak tanır. ÇEÇA EKİBİ

 
 
 

Yorumlar


bottom of page